in

Tozlanmış Çamaşırlar

         TOZLANMIŞ ÇAMAŞIRLAR

Bir yaz günü tanımıştım onu ve bu sevimli köyü. Adını görür görmez içimi bir heyecan sarmış; birdenbire bağırmıştım :” Sağa kır lütfen! Köyü ziyaret edelim!” Ne hoş adı vardı öyle : “Yazılar Köyü” Köye girer girmez misafirlerini en güzel şekilde ağırlamaya çalışan bir ev sahibi misali cami bizi karşılamış ardından tam karşısındaki gri ev gözüme çarpmıştı. Gri evin önünde de bir genç adam oradan oraya durmadan koşuyor ; sevinç çığlıkları atıyordu. İşte onu ilk böyle görmüştüm ve yaşlı bir kayın ağacına yaslanıp izlemeye başlamıştım. Şaşkınlıkla bir bana bir genç adama baktı ve o da yanıma çöküp ağır ağır sordu :” Bu çocuk ne söylüyor böyle ?” Çehreme yayılan tebessümü gizlemeksizin yanıtladım :” Uçakların adını söylüyor!” ” Uçak mı ?” ” Evet! Uçak!” Genç adam yanından geçenlere durmadan :” Gerçekten gidiyorum! Hürkuş’u ziyarete gidiyorum!” diyor ; ayakları yerden kesiliyordu. Sonradan öğrendiğimce bu genç adamın adı Enver imiş ve en büyük hayali uçak kullanmakmış; şanlı bayrağımızı göklerde dalgalandırmakmış! Tabii kimse inanmamış ona ; öyle hayal etmekle olur muymuş hiç (!) “Yok , yok yapamazsın sen kim uçak kullanmak kim! Hem senin tarlada işin gücün yok mu da aklın bir karış havalarda! Git işine bak! ” diyorlarmış hep ona. Yalnız köyün bir Hikmet amcası vardı ki yüzü sirke satması ile meşhurdur ; şöyle dermiş :” Uçak ? Haa bildiğimiz tayyare ? Sen anca traktör sürersin” bunu duyan köy ahalisini de bir kahkaha tutarmış ki… Fakat Enver aldırış etmez ısrarla :” Hürkuş’u ziyarete gideceğim ben!”dermiş ; umutsuzluğa meydan vermezmiş. Bu genç adam o gri evde annesi Ayşe Kadın ile yaşarmış. Bir de Ayşe Kadın’ın köyce ünlenmiş çamaşırları varmış ki sormayın. Her gün ilkindi vaktinde aynı hizada asılacaklar! Kimse de el süremez hele bir yardım teklifinde bulunulsun bu melek çehreli kadının güleryüzünden eser kalmaz ; Hikmet amcadan beter olurmuş.” Lakin birgün o çamaşırları Enver astı! Vazifeye gitmeden önce Enver astı…İşte yine ilkindi vakti bir ölüm sessizliğine bürünmüş bu gri biçare eve tekrar tekrar sesleniyorum:” Ayşe ana!Ayşe ana! Enver! Enver!” ne gelen var ne giden… Yalnız çaresiz seslenişlerim ve rüzgarın hafif hafif salındırdığı tozlanmış çamaşırlar…Gri evin balkonunda hiç Ayşe Kadın çamaşır bırakır mıydı ? Hem de bunlar Enver’in astıklarıydı! Dün dönecekti Enver , ne temizlik  ne hazırlık yapmıştır kim bilir Ayşe Kadın! Öyle ya unutmuş olacak çamaşırları! Tozlanmış bunlar! Ayşe kadın ne kızacak ne kızacak… ” Enveeeeer!” Yüreğimdeki en güzel duyguları alevlendiren ve çehreme bir gülüş konduran bu gri ev şimdi beni ölesiye ürkütüyordu. Hele gözlerimin dönüp dolaşıp sabitlendiği tozlanmış çamaşırlar bir ölüm fermanını andırıyordu.” Ayşe ana ? Enver! Enver! Enver!” ” Eh be kızım ne bağırıp duruyorsun Enver de Enver! Ayşe ana da Ayşe ana! Yok Ayşe Kadın! Gitti! Gitti! Biçare kadıncağız!” Güçlükle doğrulttuğu  iki büklüm beli, aşınmış çarıkları ve giyilmekten yıpranmış kadife ceketi ile beni azarlayan Hikmet amcadan başkası değildi. Köy ahalince sevilmese de aslında huysuzluğu kadar canayakın olan bu amcayı görünce az daha sevinçten boynuna atlayacaktım. Zihnimi bir tahta kurdu misali kemiren yüreğime en karanlık hisleri düşüren sorularımın hepsini bir çırpıda sormak için can atıyordum ki Hikmet amca anlamış olacak ceketini ilikkeyip :” Acelem var. Pazara çıkacağım öteberi lazım” deyiverdi.Tozlanmış çamaşırların tesirinde titreyen dudaklarım buğulanmış gözlerime eşlik ederek boğazıma oturan yumruyu güçlükle bastırıp :” Enver nerede ?” diyebildi. Hikmet amca uzun uzun gökyüzünü süzdü.Her bir zerresinden emeğin okunduğu çehresine belli belirsiz buruk bir tebessüm yayıldı. ” Astığı çamaşırları toplamak nasip olmadı”  Gözlerimi çamaşırlara kenetleyip titreyen sesime engel olmaya çalışarak yineledim :” Enver nerede ? Dönmüş olmalıydı!” Hikmet amca aldırış etmeden arkasını döndü ağır ağır yol almaya başladı. ” Enver nerede! Bana bugün döneceğini söylemişti! Üzülmememi yalnızca kısa süreli bir vazifesi olduğunu söylemişti!” “Enver nerede!” Sesim ölümün timsali gri eve , çamaşırlara ve rüzgara çarpıp yankılanıyor :” Enver! Enver! Enver!” Hikmet amca beni yalnızlığa terk etmeden son kez dönüp :” Hürkuş’u ziyarete gitti” diyor çatallı bir sesle. Gözyaşlarıma engel olmaya çalışarak ben de göğe çeviriyorum gözlerimi. Demek hayalin gerçek oldu Enver! Gittin! Astığın çamaşırları toplamak nasip olmayacaktı demek! Hürkuş’u ziyarete gitti Enver… Bu fani dünyada sahip olunabilecek en şerefli makamla şereflenmişken ; ölümünü dirilerin hayatından daha diri kılmışken hiç geri döner miydi ? Hürkuş’u ziyarete gitti Enver…                   -SON-  Râ’na Duman 

Siz de yazmaya başlayabilirsiniz. Yeni Gönderi Oluştur!

Değerlendirme

27 puan
Sevdim Sevmedim
yazar

Yayınlayan Râ'na D.

Yorum

Leave a Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Heybedar güncellendi!

ÜTOPYAMIN PEŞİNDEN